HEMOFİLİ TEDAVİSİNDE YENİLİKLER

img

Günümüzde ülkemizde hemofili tedavisinde hem plazma kaynaklı hem de rekombinant Faktör 8 ve 9 seçeneklerine kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Ancak yakın gelecekte hemofili tedavisinde çok önemli ve çığır açıcı gelişmeler olmasını bekliyoruz.

ÖNÜMÜZDEKİ 3-5 YIL UZUN ETKİLİ FAKTÖRLERİN ÇAĞI OLACAK:

Gerçekten de klinik araştırmalar sonrası birer birer onay alan uzun etkili ilaçlar Amerika’da ve Avrupa’da piyasaya çıkmaya başladı. Ülkemizde ise klinik çalışmalarda yer alan 30 civarındaki hemofili hastası halen bu ilaçları3-4 yıldır kullanabiliyor. Türkiye’de onay alıp piyasaya çıkmalarını ise 1-2 yıl sonra bekliyoruz. Uzun etkili faktör 9; haftada 1 kez veya 15 günde 1 kez kullanılarak uzun bir koruma dönemi sağlayacak gibi görünüyor. Ancak uzun etkili faktör 8 ilaçları beklendiği kadar uzun etkili çıkmadı. Erişkin hastalar en fazla haftada 1 kez kullanırken, çocuk hastalarda ise her 4 günde 1 uygulama yapılması bekleniyor.

BİR SONRAKİ 3-5 YIL DİYABETLİ HASTALARDA OLDUĞU GİBİ DERİ ALTI İLAÇLAR ÖN PLANA ÇIKACAK:

Gerçekten de deri altı kullanılan ilaçların erken faz denemeleri başladı ve çok başarılı olarak ilerliyor. Bu hızda gittiği takdirde ve güvenirlik sorunu yaşamazlarsa 3-5 yıl sonra çocuklarımız şeker hastalarının yaptığı gibi basit insülin kalemleriyle ilaçlarını kendileri yapabilecekler. Üstelikte bu ilaçların etki süreleri gerçekten de uzun. Şu anda denemeleri yapılan 3 ayrı teknoloji var. Genelde hepsinin etki mekanizması “pıhtılaşma sistemindeki bozuk olan dengenin tekrar düzeltilmesine” dayanıyor. Hemofili hastalarında normal düzeyde olan antitrombin ve doku faktörü inhibitörü adı verilen ve asıl görevleri aşırı pıhtılaşmayı önlemek olan proteinlerin kandaki seviyeleri bu yeni teknolojiyle baskılanıyor. Böylece hemofili hastasında faktör 8 eksikliği nedeniyle azalan pıhtı antitrombinin (Fitusuran) veya doku faktörü inhibitörünün baskılanmasıyla (Concizumab) tekrar artmaya başlıyor. Ve hastada kanama olması önleniyor veya kanama hemen tedavi edilebiliyor.

Diğer bir deri altı uygulama teknolojisi ise Japonların buluşu olan yeni bir molekül. Faktör 8 proteinini taklit etme görevi olan bu molekül (Emicizumab) faktör 10’un aktive olmasını sağlayarak pıhtı oluşumunu arttırıyor. Deri altı ilaçları hem az miktarda kolayca enjekte edilebiliyor hem de haftada 1 ve ayda 1 uygulanabilmesi gibi çok önemli avantajları var. Şu anda ülkemizde erken faz dönem çalışmaları yapılıyor. 2016 sonu ve 2017 yılında ülkemizdeki bazı merkezlerde ileri evre faz-3 klinik çalışmalarda bazı Türk hemofili hastaları bu molekülleri kullanma şansı yakalayacaklar. Ve en önemli tarafı Faz-3 çalışması beklendiği gibi başarılı olursa bu gönüllü hastalar ilaç piyasaya çıkana dek ücretsiz olarak bu ilaçları kullanma imkanı yakalayacaklar.

HEMOFİLİDE GEN TEDAVİSİ HANGİ AŞAMADA ? NE ZAMAN RUTİNE GİRECEK ?

Aslında hemofili bir tek gen hastalığı olduğu için gelecekteki kesin tedavisinin gen tedavisi ile sağlanacağını düşünmek sürpriz olmayacak. Ancak insanlar üzerinde yapılan deneysel çalışmaların oldukça yavaş ve temkinli olarak yürütüldüğünü ifade etmek zorundayız. Hemofilide gen tedavisinin rutinde kullanım alanı bulması için en az 10 yıl beklememiz ve sabırlı olmamız gerektiği anlaşılıyor.

Hemofili-B de 3 yıl önce ilk başarılı gen tedavisi İngiltere’de yapıldı. Adenoviruslar aracılığı ile hastanın karaciğerine sağlıklı faktör 9 geninin aktarılması olarak özetleyeceğimiz bu çalışma sonrası uygulama yapılan ağır hemofili-B hastalarında faktör 9 düzeyinin % 5-10 arasında seyretmesi ve hastaların profilaksi gereksiniminden kurtulması başarılı sonuçları beraberinde getirdi. Günümüzde benzer teknolojiyle yapılan gen tedavisi klinik çalışmalarında 20-25 hastaya uygulama yapılmış olup sonuçlar yakından izlenmektedir.

Merakla beklenen Hemofili-A’da ise insanlar üzerindeki ilk başarılı çalışma yine İngiltere’de Londra’da başlatılmıştır. Biomarin adlı Amerikan firmasının desteği ile yapılan çalışmaların bilimsel kongrelerde sunulması sonrası daha ayrıntılı bilgilere sahip olacağız. Bu aşamada uygulama yapılan 8 hastada erken dönemde Faktör 8 düzeylerinin % 50’lere kadar ulaşması memnuniyet vericidir. Bu konuda somut veriler bilimsel kongrelerde yayınlanınca biz de sizlere duyurmaya çalışacağız. Yurt dışında yapılan Gen tedavisi klinik çalışmalarına girmek için bazı ön şartlar mevcuttur. En önemlisi hastanın ağır hemofili hastası olması ve 18 yaşından büyük olması ve yazılı olarak onay vermesidir. Yapılacak testlerde karaciğer testlerinin normal olması ve kanında hepatit virusları (HBC- HCV) pozitif olmamalıdır. Ayrıca çocukluk yaşlarında geçirilen adenovirus enfeksiyonları nedeniyle kanında adenovirus antikorları (+) saptanan hastalar da gen tedavisine girme imkanını kaybetmektedir.

PEKİ O ZAMANA KADAR DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN KRİTİK NOKTA NEDİR ?

Hemofili hastaları ve ailelerine çok önemli uyarı; Lütfen profilaksi uygulamanızı aksatmayınız. Günümüzde elde ettiğiniz imkanların değerini biliniz. Eğer “nasıl olsa 3-5 yıl sonra kolayca deri altından kullanılabilecek ilaçlar arkadan da gen tedavisi geliyor. Onları bekleyelim” derseniz, çok hatalı bir yaklaşım olur. Hemofilide bazen tek bir kanama bile eklemde kalıcı sorun yaratabilir. Bu nedenle yeni tedavi imkanlarına kavuşmadan önce elinizdeki imkanları akılcı olarak kullanmanız gerekmektedir. Sakın proflaksi veya kanadıkça tedavi olanaklarınızı ihmal etmeyin ve eklemlerinize iyi bakınız. Gen tedavisi başladığı sırada eklemde kalıcı sakatlık olursa bunu geri döndürmek mümkün olamayacaktır…

Prof. Dr. Kaan Kavaklı – Hemofili Federasyonu Genel Başkanı